İsmail Hakkı BERKMEN (1912-1974)

    1328 (1912) yılında Kastamonu'da doğan İsmail Hakkı Berkmen'in babası Kâmil'dir. Ankara Dil Tarih Coğrafya mezunu olup, 27.4.1941 tarihinde Trabzon Lisesi'nde Coğrafya öğretmenliği ile göreve başlamıştır.

    Bakanlığın 592 sayı ve 12.4.1941 tarihli kararnamesi ile 85 lira ücretle 27.4.1942 de başladığı coğrafya öğretmenliği ölünceye kadar sürmüştür.

    16.11.1954 tarihinden 7.11.1955 tarihleri arasında Erzurum Lisesi Başmuavinliğine tayin edilen İsmail Hakkı Bey, Trabzon Lisesi'ne mührünü basmış abide öğretmenlerden biridir.
12 Ağustos 1974 tarihinde vefat etmiş ve vasiyeti üzerine de cenazesi doğum yeri olan Kastamonu'ya götürülmüştür.

    İsmail Hakkı Berkmen için, mesai arkadaşı o dönem coğrafya öğretmeni Hayati Doğanay mahalli gazetede şöyle yazıyordu:

    "Hakkı Bey, örnek bir öğretmendi, idealist ve yapıcı bir öğretmendi. Yaşının altmışı geçmesine rağmen, ilk göreve başlayan, heyecan dolu bir öğretmen gibiydi. Hergün liseye en erken gelen ve yine en geç ayrılan öğretmenler arasında yeralmakta fakat çalışmaları ve göreve bağlılığı, emsali kişilerle mukayese edilemiyecek kadar ilginç bir öğretmendi. Yapıcılığı ve hayat problemlerini teşhiste engin bir hayat görüşü olduğu için hemen her liseli genç tarafından başvurulan, fikir danışılan ve güvenilir bir rehber durumundaydı. Bu yönüyle de Trabzon Lisesindeki genç kuşaklar uzun zaman eksiklik hissedeceklerdir. O, dersleri arasında fırsat buldukça milli değerleri konu alarak ele alır, her konuyu, onunla ilgili tarihi bir hikâye, ya da Türk büyüklerine ait bir anı ile pekiştirirdi. İşte bu yönüyle de tenkitlere uğrardı...    Trabzon Lisesi 1974-75 öğretim yılma telafisi imkânsız olan büyük bir kayıpla giriyor. Evet şanlı lise, kendisine (33 yıl) emek vermiş dev öğretim üyesini de nihayet kaybetmenin üzüntüsü içinde bu öğretim yılına başlamıştır.

    13 Ağustos 1974 günü, şerefli lisemizin yas günüdür. Çünkü bugün Türk Milli Eğitim ordusu en genç elemanını kaybetmiştir. Dile kolay, (62 yıllık) ömrün (44 yılını), tam anlamıyla idealist ölçüler içinde, Türk gençliğine adayan yüce insan göçmüştür bu dünyadan, ilk bakışta olay pek önemli değilmiş gibi görülebilir. Nedir sanki, insan doğar, büyür, yaşar ve ölür. Biyolojik kural olarak durum bu. Ancak yaşamadan yaşamaya, hizmetten hizmete fark vardır. Kimi , yaşadığı müddetçe toplumun yüz karası olur; kimi de yaşadığı müddetçe toplumun yüz akıdır.

    İşte, yüce Hakkı Bey, hem Türk öğretmen toplumunun ve hem de Trabzon Lisesi'nin yüz akı idi. Çünkü değil Ankara-lstanbul'da, İsviçre'de bile Trabzon Lisesi söz konusu edilse evvela,  Hakkı Bey akla gelir. Ondan bahsedilir.
   Trabzonlu olup da hangi mebus, hangi bakan, hangi ünlü profesör, hangi aydm... Hakkı Hoca'yı tanımaz?

    Bu hatırlama ve tanıma, derin bir saygı ve bağlılığın eseridir. Bu ferdin tanınmış olmasının asgari koşulu, ya takdir edilmiş olmak, ya da lanetlenmiş olmaktır. Ancak büyük bir gururla itiraf edebiliriz ki, Hakkı Bey hocamızın şöhreti, üstün bir takdir ve engin bir saygının belirtisidir. Türk Milli Eğitim aleminin 44 yıllık hizmeti süresince kendi çapında bu derece sevgi ve saygı toplamış bir eğitimciye ya çok nadir rastlanabilir, ya da hiç rastlanmaz.
Çünkü o, eşsiz  bir öğretmendi..."

Yorum Yaz